Genel

Eğer Tanrı’da bizi, bizim evlatlarımızı sevdiğimiz kadar seviyorsa…

Dün akşam Duman’ı  gece uykusundan önce emziriyordum. Bizim standartlarımıza göre epey aksiyonlu bir Pazar geçirmiştik – ve hepimize çok iyi gelmişti…Duman, kocaman futbol sahasında 3 tur top pas atmış, yorgunluktan yığılacağı yerde, evi de birbirine katmayı başarmıştı…Ege, arkadaşının yaş günü partisinden terli futbol formalarıyla gelmiş, tek gözü kapalı da olsa salonda kitabını okuyordu (ki; bu bile başlı başına insanın gözlerini dolduruyor gerçekten !) .

Artık yatma saati gelmiş, bu bitmeyen aküsü olan ufaklığı mayıştırmak için emzirirken, gözümün önünden türlü türlü resim geçmeye başladı…Duman’da büyüyecek, okula gidecek, aşık olacak, çalışacak…Kimbilir neler neler yapacak…Ege’de aynı şekilde, bir yetişkin olacak eninde sonunda, evlenecek, onun da çocukları olacak…

Ama hepsinin, hepimizin başlangıç noktası aynı…Yoktuk bir zamanlar…Sonra annelerimizin kucağından başladık hayata…Büyüdükçe karşımıza çeşitli sorunlar çıktı. Kimileri, ailelerimizin halledebileceği, ama birşeyler öğrenmemiz için geride durduklarıydı. Kimileri, yardım istediğimiz anda ailemizin sorunu çözmek için yükü sırtlamalarıyla çözüldü…

Bazı zamanlar ailemiz isteklerimizi görmezden geliyor gibi hissettik. İstedik…istedik…Ama bir türlü yapmadılar….Arkasındaki nedeni, ancak çok sonra görebildik. Bazen bir mucize gerçekleştirdiler, mutluluktan havalara uçtuk…Bazen onları çok ama çok kızdırdık…

Ne yaparsak yapalım…Ne kadar kızarlarsa kızsınlar, bizi hep sevdiler. Hep arkamızdaydılar, arkalarını döndüklerini düşündüğümüz zaman bile.

Tıpkı bizim de çocuklarımıza yaptığımız gibi…

Bu bana neyi çağrıştırdı biliyor musunuz?

İnsanları bir kenara bırakın. Yorumları. Uydurmaları…Hele hele bugün…Herşey bu kadar sömürülmeye açık, kullanıma apaçıkken.

Aklınız karıştığında, annenize, çocuklarınıza bakın. Hepimizin tek istediği, evlatlarımızın mutlu olması. Kendine iyi bakması. Yanlış yapmaması, hatasından dönmesi…Sağlıklı olması…Karşısına iyi insanlar çıkması; ve onun da ‘İyi ve Kötü’yü ayırt etmesi…Yalan söylememesi, haksızlık yapmaması…

Tıpkı Tanrının bizden istedikleri gibi…

Anne, iki çocuğundan birine iyi, birine kötü diyebilir mi? İkisi küssünler, ister mi? Birine isim takar mı?

Tanrı da yapmaz…

Çocuklarımıza nasıl davranacağımızı başkasına mı soruyoruz?

Annelerimiz araya komşuları, tanımadığımız insanları mı soktu bize bir şey öğretmeye çalışırken; dahası bizi severken?

Aynen böyle…Tanrı sevgisi ve inanç 2 kişiliktir sadece.

İnanırsanız gerçekten vardır…İnancınız yoksa, bunu size devamlı hatırlatacak, inanmayı isteyen yanınızı sömürecek, devamlı size karışarak ve onun dediklerini, isteklerini yaparak, ‘İnanıyormuş gibi’ hissetmenizi sağlayacak insanlara ihtiyaç duyarsınız…

Şüpheye düştüğünüzde evlatlarınıza bakın… Biri size onları nasıl seveceğinizi söylüyor mu?