Genel

Çürük Ruhlu İnsanlar

Ya evinize girerler, ya vatanınıza…Başlangıçta hep gariban edebiyatıyla başlar hikaye. Aman ne çok çalışırlar, ne çok işinizi hallederler…’Hizmetse hizmet…’ derler; siz de şaşırırsınız. Çünkü ne çalışkandır, o. Bir yer gelir, ilgi duyarsınız. ‘Kimmiş bu?’ dersiniz. O zaman kahramanca bir hikaye çıkar karşınıza. Ya ezilen, çalışan bir kadın…ya da haksızlığa uğradığını söyleyen bir adam. Eh, insanız ya biz…Hemen empati kuracağız…Yakın çevremize, ‘Çok memnunum valla, allah gönderdi, olmasaydı hapı yutmuştum…’ dersiniz. Maaşına ufak katkılar, dertten borçtan kurtarmalar…Güveni hak etti ya, başa getiririz, daha verimli olsun, hayat düzgün, adil olsun diye.

O size minnet doludur, siz düzene alışmışsınızdır ya…

O, sizden daha başka neler koparırım acaba sorusunun cevaplarını arayadursun; siz çoktan evin anahtarlarını, vatanın topraklarını, kaynaklarını emanet etmişsinizdir.

Uyanmazsınız. Evet, bir-iki pis koku burnunuza gelir ama…Öbür yana çevirirsiniz başınızı. ‘Bugün bu kişinin yerine başkasını koysam, o daha beter çıkacak’ diye düşünürsünüz. Tam ağzınızı açacakken gelir çok güzel bir şey yapar. Haa, tabii sizin paranızla. ‘Yapmak zorunda değildi…’ diye düşünüp, önünüzdekinden keyif alırsınız. Bilmezsiniz ki; o yaptığından kendine nasıl bir fayda sağlamış?

‘Zaman’, garip şeydir…Karşınızdakine, zamanla elinde olan yetmez. Fazlasını ister. Para ister, daha fazla yetki, daha fazla konfor; kısacası herşeyin fazlası gereklidir artık. İki gözü işinde olan insan, tek gözünü etrafına çevirir. Kıyaslar, ve bir de bakmışsınız başladığınız yerden çok uzağa düşmüşsünüzdür.

Yahu, bakarsınız evinize, toprağınıza…Azalmışsınız. İçinizde hep bir sıkıntı var…Kızgınsınız ama nedeni belli değil. Sizin olanın bereketi kaçmış…O zaman kafayı gömdüğünüz yerden çıkarıp, en bariz nedene odaklanmanız gerekir.

Çürük ruhlu insanlar için yalan söylemek dünyanın en kolay şeyidir. ‘O yaptı !!’ deyip suçu üstünden atmak; ilk versiyona dönerek gariban edebiyatını denemek, ‘Kandırıldım !’ diye ağlamak, ‘Ama samimiyetimize güvendim…’ demek onlar için işten değildir.

İş sarpa sararsa, bir küstahlık, bir şımarıklık, hatta size, ‘SİZE’ saldırırlar.

Birlikte geçen onca yılın hesabını yapmanın sırası değildir artık.

O kişiyi, geldiği deliğe, evet, belki yanına kar kalanlarla göndermek zorunlu olmuştur artık.

Göndermezseniz…Bundan sonra başınıza geleceklere bakıp, ‘Ama neden böyle oldu?’, ‘İçim yanıyor…’ demeye hakkınız kalmaz.

Bu insan kim olursa olsun…

İster 19 yaşımdan beri tanıdığım, evladımla güvendiğim ama benden çalarken suçüstü yakaladığım ‘Teyze’ olsun,

İster erkan başı…

Gönderilmesi farzdır.

Kategoriler:Genel

1 reply »