Çocuklar

Okul biterken…

Geçen haftalarda bir arkadaşım bizimle bu mektubu paylaştı. ABD’de yaşayan bir arkadaşı, göndermiş  ona da. Çocuğunun okulundan gönderilen bir yazı. Ben de sizinle paylaşmak için izin istedim, sağolsun, memnun olacağını söylemiş.

Tercümesi şöyle:

Sevgili 5. Sınıf çocuklarımız,

  1. sınıfların PARCC sınavlarını resmen bitirdiniz. Bu sınavlar için ne kadar fazla çalıştığınızı hepimiz biliyoruz ama, bilmeniz gereken çok önemli bir şey var.

PARCC sınavları, sizin ne kadar özel ve eşsiz olduğunuzu ölçemez. Bu testleri yaratanlar, sizi bizim tanıdığımız gibi tanımıyorlar, hele ailelerinizin sizi tanıdıkları gibi asla. Bazıların iki dil birden konuştuğunu veya şarkı söyleyip resim yapmaayı sevdiğinizi bilmiyorlar. Danstaki doğal yeteneğinizi görmediler. Arkadaşlarınıza ne kadar destek olduğunuzu, sizin kahkahanızın onların en karanlık anını aydınlattığını, veya utandığınız zaman yanaklarınızın kızardığını bilmiyorlar. Sporda başarılı olduğunuzu, geleceği merak ettiğinizi veya bazen okuldan sonra küçük kardeşinizle ilgilendiğinizi de bilmiyorlar.

Sizin nazik, güvenilir, düşünceli…ve her gün elinizden gelenin en iyisini yaptığınızı da bilmiyorlar.

Bu testten alacağınız not size bir şey iletecek ama her şeyi değil. Akıllı olmanın birden fazla yolları vardır- ve siz öylesiniz !! Potansiyeli olan ve yetenekli çocuklarsınız. Bizim günümüzü aydınlatan ışıklarsınız.

Yani, biz PARCC testleri için ne kadar çok çalıştığınızı kutlarken, hatırlayın ki; sizi özel ve harika yapan, her şeyinizi ölçebilen bir ‘test’ yok.

Sevgiler,

Mrs Monaco, Ms Mackessy, Ms Policarpio, Mrs. Lederman, Mrs Levitt, Mrs Barnett and Mrs Stake.

Karne zamanı yaklaşırken, çocuklar ve biz ebeveynler geride kalan ya da bitmeye yüz tutmuş sınavların stresinden arınmaya çalışırken; böyle bir mektup bizim çocukların eline geçseydi nasıl olurdu diye düşündüm.

Hiçbir şey olmazdı.

Neden biliyor musunuz?  Böyle bir mektubun hedeflediği etkiyi gösterebilmesi için, bir kerelik, iki kerelik değil; eğitim ve öğretim hayatının başından beri bu tip bir yaklaşıma aşina olmaları gerekiyor da, onun için. İstediğiniz kadar ‘sisteme karşı’ bir ebeveyn olun; eninde sonunda o sistem sizi yutuyor. Çocuğunuz ufakken, çevrenizdeki velilere bakıp, içinizden, ‘Ben böyle olmayacağım…’ diye istediğiniz kadar geçirin. Bir gün olacaksınız. Çünkü çarklar böyle işliyor. Çünkü ya bu deveyi güdeceksiniz, ya da…

Notlarla başarıyı ölçüyoruz ya…Çocukların bilgisayar, tablet bağımlılıklarından şikayet ediyoruz ya…Hepsi bir sarmal; ve bu mektupla yüzde yüz örtüşüyor işte. Karnenin durumunu, sınavdan aldığı notları öyle bir yerip, öyle bir göklere çıkarıyoruz ki; onların bu durumu kimliklerinden arındırıp, mektupta söylediği gibi sadece ‘not’ olduğunu anlamalarına imkan ihtimal yok. Eh, diyelim ki sınav sonuçları kötü; o da başarıyı oyunlarda doğradıkları adamlardan, oyun sırasında milletten aşırdıkları mallardan, inşa ettikleri binalardan tatmaya başlıyor. Alın size kısır döngü…Çık işin içinden, çıkabilirsen.

Bir sınav dönemi atlattık ki biz; sormayın. Bu 5. sınıfların ortaokul öğrencisi olmaları ne kadar abesse, ortaokuluz diye çocuklara yüklenen ödevler, sunumlar, posterler; bir yandan her güne binen sınavlar o kadar abes. Sonuç olarak, dönemlerin sonunda hep beraber deli çıkıyoruz.

Dahası, bunların sonucuna çocuk kendi isminin başına sıfatlar ekliyor- siz eklemeyecek kadar kontrollüyseniz bile, faydası yok…Tembelim, aptalım, kafam basmıyor…

Sonra konuşup duruyoruz bütün gün; Efendim Finlandiya’daki eğitim sistemi, Amerika’daki okullar, vs, vs…

Bu sene de biterken, kendime ve size ufak bir not yazmak istedim sadece…Eskisinden daha iyi olması gereken eğitim sistemi her sene değişerek ama gelişmeyerek yerinde sayıyor; biz de bir şekilde ayak uydurmaya çalışıp kendimizin ve çocukların akıl sağlığını nasıl koruyabileceğimizi düşünüyoruz.

Hepimize kolay gelsin…

Şimdiden iyi tatiller.