Çocuklar

Anaokuluna başlamanın Küçük Sırları

Mevsim, o mevsim 🙂 Daha dün emzirdiğiniz ufaklığın artık anaokuluna başlama zamanı geldi. İçiniz, bir yandan size kalacak ve yıllardır hasret olduğunuz ‘Boş Zaman’ kavramının heyecanıyla dolup taşarken, bir yandan da buruksunuz. Endişeleniyorsunuz. Çocuğunuzun nasıl alışacağından emin değilsiniz.

O zaman okumaya devam edin.

Size bir sır vereyim mi? Anaokulunun en zor kısmı, çocuğunuzun okula alışması gibi gelse de; aslında bence değil. Bana en zor gelen, Ege’nin ilk kez, bir başka yerde değerlendirilmeye başlaması oldu. Özellikle ilk çocukta nerdeyse tikli oluyorsunuz. ‘Yapabiliyor mu?’, ‘Becerebiliyor mu?’, ‘Diğer çocuklar gibi uyum sağlıyor mu?’ derken, çocuktan çok siz en çok yara almaya açıksınız. Hele hele yumuşakta olsa eleştirileri, objektif yorumları göğüslemek en başta zor olabilir.

Sakin olun. Rahat olun. Çocuğunuz iyi olacak. Siz de. Endişelenmeyin.

Hatırlayın ki; siz ne kadar pozitif olursanız çocuğunuz da o kadar pozitif ve rahat olacak.

İlk olarak anaokulundan tam olarak ne beklediğinizden emin olun. Eğer beklentiniz çocuğunuzun iyi zaman geçirmesi, oyun oynaması ve sosyalleşmesi ise; o zaman iddialı, okuma-yazmayı öğretmeyi vaadeden, ödev veren bir anaokulu size uygun olmayacaktır. Veya tam tersi. O yüzden seçimde dikkatli olmanız ve mümkünse tavsiyeleri değerlendirmenizde fayda var.

Sizin ve çocuğunuz için uygun olan anaokulunu seçtikten sonra sıra geldi, onu hazırlamaya. Bu arada belirteyim, hiç bir zorluk ve yadırgama olmaksızın, güle oynaya giden çocukların sayısı hiçte azımsanacak kadar değil. İyimser olun.

(Bu arada yazmadan edemeyeceğim. Eğer İstanbul’daysanız, binanın depreme dayanıklı olup olmadığını ve deprem için tedbirlerini, protokollerini, vb mutlaka sorun derim.)

Öncelikle, çocuğunuza gününün nasıl geçeceğini anlatın. Öğretmenin ne demek olduğunu, kahvaltı, öğle yemeği saatinde neler olacağını, oynayacağı oyunları, varsa uyku zamanınının olacağını, sonra da eve geleceğini ve geldikten sonra neler yapacağınızı eğlenceli bir şekilde anlatıp, hazırlıklı olmasını sağlayın. Böylece ne bekleyeceğini bilebilir.

Ortadan kaybolmayın. Veda etmeden kaçan anne-baba, çocukta güven sorunu yaratabilir. Mutlaka veda edin.

Ama vedayı fazla uzatmayın. Uzun uzun sarılmayın, 3’er kere öpmeyin. Çocuğunuz büyük ihtimalle bu sahneyi uzatmak için elinden geleni yapacak ve içinizi parça pinçik etmeyi deneyecektir. Gülümseyerek, örneğin, market kalabalık olmadan gitmeniz gerektiğini, ama evde buluşacağınızı söyleyerek, bir-iki gıdıklamayla kollarından sıyrılın. Merak etmeyin, her gün daha az deneyecek ve bir de bakmışsınız siz onun peşinden koşuyorsunuz bir-iki fazladan öpücük için 🙂

Eğer dilerseniz, sevdiği bir oyuncağını, bebeğini ya da oyuncak ayısını da yanınıza alın. Mucizeler yaratabilir.

Genelde çocuklar, annelerin alıştığından daha çabuk alışıyor. İlk zamanlar bebeğinizi bırakıp çıkmak, boş evde ne yapacağını bilememek, ‘Boş zaman diyip duruyordun, al sana boş zaman, hadi ne yapacakmışsın bakalım…!’ diye kendinizi terslemeniz mümkün 🙂

Endişelenmeyin, çok geçmeden siz de okul kapandığı gün ne zaman açılacağını takvimine işaretleyen tayfadan (yani bizden) olacaksınız 🙂

Pozitif olun, pozitif kalın…