Genel

“Ben senin annenim, arkadaşın değil…” x 100

– “Adamsın anne !”

–  “Kankaa, çikolata yiyebilir miyim?”

– “Bir el Monopoly atalım mı?”

– “Şu topu bana atsana !! Aaaaa…Kazmaaaa !!!”

Ya allah allah !! Sanmayın ki öyle yumuşak bir tipim – değilim. Hele Ege’ye vermeye çalıştığım disiplinin fazla olduğunu düşünen yakınlarımız da çoktur. Bunları günde 1 kere duysam tepki gösterecek kadar da abartı değilim. Fakat sürekli duymaya başladığımda uyarma gereği duyuyorum.

– “Ben senin kankan değilim, arkadaşın değilim…Adam hiç değilim…Konuşmalara dikkat, lütfen.”

Sonra bunu tekrarlıyoruz.

Dolayısıyla düşünmeye başladım…Hani bu aralar bazı anne-çocuk bloglarında çok rastlıyorum, kocaman harflerle yazıyorlar, paylaşma rekoru kırıyor, hatta : ” BEN ANNEYİM, SENİN ARKADAŞIN DEĞİL…”

Doğru. Ama kararsızım…Acaba otoriteyi yitirme korkusundan mı tepki veriyorum, Ege’ye?

Evet, kısmen…

Özellikle adolesan döneminde, benim de kafamın karıştığı doğrudur. Annem arkadaşlarıma takılan, bizi güldüren, hareketli, taklitçi; daha doğrusu resmen arkadaş gibiydi – ama ne zaman annelik ‘taslıyor’ du- o zaman vermem gerekenden daha fazla tepki veriyor, daha önce anlattıklarımın bana karşı kullanıldığını düşündüğüm için çok kızıyordum…

Şimdi aynı ayakkabıları ben giydim…Ve evet. Sıkıyor !

Ruhsuz, sıkıcı bir anne olmak istemem. Takılırım, şakadan kızdırırım, güldürürüm ama…’Anne’ yerine ‘Kanka’ deyince dönüp bakmakta istemem yani…

Yani Kanka ile Müdire Hanım arasında bir anne olmak mümkün değil mi?

Anladığım odur ki; bazı şeyleri düşünmeye başlayınca işin içinden çıkmak zor oluyor.

Bunlar olup biterken, olacaklardan bihaber salonun ortasında dans eden Duman’a gözüm takılıyor da…Bu ‘Annelik’ olayının kolay bir dönemi hiç yok, değil mi?

😀

Kategoriler:Genel