Bebekler

Duman Oyun Grubuna giderse… 

Ev hali başka, dostlar 🙂 Siz sizesiniz. Ufaklığın ne zaman ne yapacağını biliyorsunuz. Sosyal bir ortama girdiğinizde, çocuğunuzun ne yapacağını bilmediğiniz gibi; bir de kendinizi, sizin çocuğunuzla olan iletişiminizi ve onun tepkilerini başkalarının gözünden görebiliyorsunuz.

Oyun grubu, bizim için hala ‘yeni’ sayılır. Duman için biraz tanıdıklaşsa da, henüz rutin programına alıp içselleştirmedi… Bu, zaman alacak bir olay ve aslında benim pes etmememle çok ilgili. Neden pes etmek diyorum biliyor musunuz? Çünkü canım çıkıyor 🙂 İlk zamanlar içeri sokabilmek için, sonra içeride tutabilmek için, şimdilerdeyse aktivitelere ilgisini çekip, bittiklerinde de bırakması için bayağı bir çaba harcıyorum. Eğer ilerisini göremesem, ” Duman da zaten bayılmıyor, daha hazır değil…” deyip bırakırız. Ama bu bir süreç; ve faydasına inanıyorsanız, devamlılığı için sadece 3 şeyi unutmamak gerek:

  • Çocuğunuzu diğerleriyle kıyaslamamak,
  • Kendinizi diğer kişilerin gözünden yargılamamak,
  • Çocuğunuzu en iyi tanıyanın siz olduğunuzu unutmamak.

Aslında son bir tane daha eklemek istiyorum:

Sabırlı olmak.

Gözlemlediğim kadarıyla Oyun Grubunda bebeler 4’e ayrılıyor:

  1. Özgürlükçüler
  2. Anneye yapışanlar
  3. Huşu içinde gördüğü her şeye bayılanlar
  4. Hırçın Oyuncular

Duman ilk kategoride. Dolayısıyla her şeyi istediği zaman, istediği kadar yapıp, sıkılınca girmek istiyor. Örneğin, ne yaptıysam onu gym dersine katılmaya ikna edemiyorum. İstemiyor. Ben de zorlamıyorum. İlla oturtmaya çalışmıyorum. Hatta çocuğu katılmayan tek anne benim- ama belki de ikinci kez annelikte daha rahat olduğumdanmıdır nedir, hiç takılmıyorum bu duruma. Çok gitmek isterse de gidiyoruz eve.

Böyle durumlarda zorlamak, sevdirme ve alıştırma sürecini daha da uzatıyor. Bir 18 aylığın düzene ayak uydurması şu an için önem listemin en sonunda. Nasıl olsa alışacak- ama alışırken inada binmemeli bence.

Bunların dışında gerçekten bu yaş grubu bir aradayken acaip komikler. Spor alanına hepsini bıraktığınızda minik karıncalara benziyorlar. Hepsi aynı topa koşup birbirine çarpıyor ve popo üstü yere düştükten sonra, herkes kalkıp başka yöne koşuyor 🙂 Birbirinin elindekini kapmak ya da bırakmak – işte bütün mesele bu. Duman ise, topu bırakıp yönetim bilgisayarından çalan müzikleri değiştirebiliyor, önündeki meyveyi başka çocuğun ağzına tıkmaya çalışıyor…

Saydığım 4 kategorinin içinde, bütün şarkılarda doğru yerde el çırpıp, öğretmenin anlattığı hikayeyi dört kulakla dinleyen o ufaklığın annesi değilseniz, diğer üçün içindesiniz demektir- ve her şekilde bir alışma sürecinden geçeceksiniz. Ama inanın, sonunda hepsi aynı yerde birleşiyorlar.

Bu zamanlar, her şeyin en keyifli, en baskısız, en neşeli zamanları. Stres katmaya hiç gerek yok.

‘Oturmaya mı geldik?’ diyip, siz dansedin ufaklık dans etmiyorsa. Bir kaç sefer sonra yanınızda bitecektir nasıl olsa 🙂