Bebek beslenme

Ağlamak istiyorum :) Blender’dan nasıl kurtulduk?

Uzun bir yolculuk oldu, bizimkisi…Eğer BLW (Baby Led Weaning) yapmıyorsanız, bu yazıda hissettiklerimi daha iyi anlayacaksınız. BLW için kısa bir not; – tabii ki kendi adıma – ben sevmedim o işi. Doktorumuza sordum; o da “Aklının kesmediği işe girişme…” deyince, yine standart pürelerle başlamıştık hayata.

Tabii, herkes kendi deneyimi kadar biliyor. Bende herşey Ege’deki gibi güllük gülistanlık olacak sanmıştım. Olmadı, Duman’la…E tabii, arkamdan her vermeye çalıştığım taneli yemeği çatalla (Blender sesinden anlamayayım diye) katledip, bir de üzerine su boca eden ‘yardımcı’ gidince, stratejileri uygulamam daha kolay oldu.

Yazının özeti şu : 3 hafta önce ağzına pirinç tanesi gelince kusan çocuk, dün akşam ilk defa yemeğini blender’sız yedi.

Ve evet. Ben ağladım.

Çünkü, işkence saati demek olan yemek saatini döndürmeyi başarmıştım. Her öğün 3 kere yemeğini çıkartan oğlum, bu refleksi unuttu. Çünkü üstümden tonlarca yük kalktı.

Çünkü; bunun psikolojisi ister istemez size de yansıyor. Yemeği yaparken, “Ne kadarını kusacak acaba?” diye yapıyorsunuz. Mama sandalyesine oturmak bile istemeyen, kaseye vurmak için atmaca gibi bekleyen ve ‘yemesi gereken’ bir bebek var…Ben inanıyorum enerji olayına…O karanlık ve ağır enerji, ‘yemek zamanı’ olmamalı…

Evet, işte adım adım bizim geçen 3 haftamız:

  • Öncelikle sakin olun. Bir 45 dakika, hatta 1 saatinizi bu işte kullanacağınızı aklınıza koyun. Böylece sabırsız olmazsınız. Pozitif olun, alın kahvenizi yanınıza, sakin kalmaya (sadece göstermelik değil) özen gösterin. İnanın, siz sakin kalırsanız, onlarında sakinleşmesini çabuklaştırıyorsunuz. Bunun bir dönem olduğunu, ve değişeceğine güvenin.
  • İlk hafta, ‘Kusma Adeti’ni bırakmak için, her yemeğin yarısını verdim. Böylece hem o sıkılmadan, ağlamadan yemeyi bırakmış olduk; hem de isyan = kusmayı tetiklemedik.
  • Çocuğunuzun en sevdiği yemekleri biliyorsunuzdur zaten. Bizde, tarhana çorbası, tutmaç çorbası ve makarnaydı. İkinci hafta, bunları biraz daha büyük ama yumuşak taneli ama normalden sulu – kıvamlı yaptım. İşin anahtarı, su miktarıyla oynamak olacak. Eğer yoğurt seviyorsa, işiniz daha kolay.
  • İkinci haftayı, hayır diyemeyeceği yemekler üzerine kurdum. Yeni lezzetlerde denedik. Mantı, bunlardan biri oldu. Kıymayı ve hamur kısmını iri bırakıp, sarımsaklı yoğurt, domates sos ve nane ile suyu az, kıvamlı bir karışım oldu- ama Duman aldırmadı, yedi.
  • Bunun üzerine cesaretlenen ben, taneleri büyütüp yemeğin sıvı kısmını azalttıkça sihir gerçekleşmeye başladı. 2. haftada koyu sütlaç kıvamını yiyebiliyorken, 3. haftanın başında tam pirinçlere, tam makarnalara kaşlarını bile kaldırmıyordu.
  • Ve 4. haftanın başında, dün blender’dan geçirmedim yemeğini…Ve yiyebildi.
  • Bu arada yemek saatini biraz daha eğlenceli kılmak için, her kabul edilen kaşıktan sonra; örneğin baloncuk üfleyebilirsiniz, sevdiği bir ses çıkarabilirsiniz. Sevdiği bir müziği çalabilirsiniz. Biz, her ne kadar herkesin tavsiye ettiği bir yöntem olmamasına rağmen, youtube’ta bulduğum Chu Chu TV ile epey bir yol katettik.

Bu TV konusunda, herkesin görüşü kendine diye düşünüyorum. Ben de isterdim, tık demeden oturup yemek yiyen bir bebek olmasını; ama olmadı. O nedenle yemesi ve yemek zamanının kabus olarak kalmaması için ne gerekiyorsa yaptım. Mükemmel olmak, mükemmel yapmak gibi bir amacım hiçbir zaman olmadı, o nedenle şartlar bazen ne gerektiriyorsa onu yapmak lazım…Pişman değilim. Şartlar gerektirirse, yine yaparım 🙂

Sevgiler