Bebekler

DİKKAT ! ‘Uykusuz Anne’ – Bulaşmayın !

Uykusuzluğun insana neler yaptığı malum. Bunların en başında da ‘Sabır’ nosyonunun azalması var. Başka şartlar altında sadece içinizi çekeceğiniz olaylar, müzmin uykusuzlukta insanda çığlık atma isteği doğurabiliyor 😀 Bazıları iyi niyetten kaynaklanıyor da olsa farketmez – Aylardır uykusuzum, normal değilim…

Bu nedenle kendi kişisel isteğimdir ki; aşağıdaki davranışlara maruz kalmayayım…Hem sizin, hem benim iyiliğim için 😀

  • Önce ev telefonu çalıyor. Koşuyorum, ekrana bakıyorum: 444’lü bir numara. Banka. Açmıyorum. Sonra aynı numara cebi çaldırıyor. Açayım ve açmayayım aramaya devam ediyorlar. Sapık gibi. Bütün gün. Hayır kardeşim, kredi mredi is-te-mi-yo-rum !!!!
  • Kibar bir hanım telefonu açtığımda, “Işıl Hanım merhaba…” diyor. “Merhaba” diyorum, gönülsüzce. Kendisini tanıtmasını bekliyorum. “Bugün nasılsınız?” Lahavleeee !!! Artık sadece, “Ne satıyorsanız almayacağım…” diyip telefonu kapatıyorum…Alınmaca gücenmece yok. Yorgunum. Nasıl olduğumu sorana kadar ne için aradığını söyleseydin daha nazik olabilirdim…
  • Kargo teslimatı yapılacak. TC Kimlik numaramı istiyorlar. Tane tane söylüyorum. 4.yü söylemişken en baştaki numarayı söylüyor…” Üüüüççç…?” Yapmayın güzel kardeşlerim, hepimizin işi gücü var, IBAN numarası değil ki bu !!!
  • Marketin kasasındayım. Banttan geçenleri bir an önce torbaya sıkıştırıyorum, acele ediyorum; çünkü Duman avazı çıktığı kadar ağlıyor…Kasıyer abla ne yapıyor? Ürünleri ‘BİP’ ten geçirmeyi bırakıp, Duman’ı susturmaya odaklanıyor…Ahhh annem o susmaz şimdi, sen öyle yaptıkça daha çok ağlıyor, sen şu işi bitirsen de bir an önce çıksak, değil mi yaaa….
  • Komşumuz. Ne zaman Digitürk’ü bozulsa soluğu bizde alıyor. “Sizde çalışıyor mu?” Apartmanda 32 daireyiz…Neden hep ben?!?!?!
  • Parktayım, keyfimden değil. Duman uyusun diye gezdiriyorum. Az sonra yanımda bebek arabalı, tanımadığım bir anne beliriyor. Belli ki sosyalleşmek için orada, çok güzel. Ama konuşmak için durursam Duman ayaklanacak. Konuşursam, sesimi duyacak ve uyku halinden çıkacak. Hadi bütün bunların hepsi oldu…Her zaman ilk soru, “Yemek ne veriyorsunuz?” olmak zorunda mı…?
  • Başka bir komşu vakası…Sabah sokak kapısında karşılaşıyoruz. Yüzünde endişeli bir ifadeyle, “Bebiş hasta mı?” diye soruyor. Uykusuzum, Duman’ı evde bırakmanın stresi içindeyken kafam karışıyor. (Ağzımdan, “Hangi bebiş?” ve “Hasta mı olmuş?!!” sorularının bilinçsizce çıktığı doğrudur.) “Yoo, değil…” diyorum. “Aman iyi olsun da…Dün gece çok ağladı da, merak ettim. Kapıyı çalacaktım…” Anladım…Herkes duymuş…Ama yapacak bir şey var mı? Yok.