Annelik

Bir devrin sonu…

Başlığın sonuna gülen surat mı, yoksa üzgün surat mı yapsam bilemedim…

İlkinde, ‘Bu iş burada biter…Bitti!” diyerek 13. ayda kendi isteğimle noktayı koymuştum. Duygusallığa kapılmadım.

İkincisinde, tam da Babalar Gününde, Duman noktayı koydu…Koymuş, daha doğrusu; çünkü ani bir kararla beyefendi kendini memeden kesti…Kendi kararım olmadığı için mi; yoksa 10 yıl daha yaşlandığım için mi bilmiyorum, bir hüzün kapladı beni, iyi mi !

Ben çok sevinirim filan sanmıştım.

Sanırım melankoliğim ?

Her günümüz dolu dolu, burun buruna, öpüşe koklaşa geçiyor; bir yandan daha dün doğmuş gibi hissediyorum. Bir yandan da, benim ‘Jelibon’um mama iskemlesini dolduruyor, yürüyor, koşuyor, espri yapıyor…Büyüyor.

Bedenimi 23 aydır onunla paylaşmaya o kadar alışmışım ki; istediğimi yiyip içip, bunun bir tek beni ilgilendiren bir durum olma halini garipsiyorum…(Pratik yapmak için şu an, bu saatte kafeinli kahve içiyorum, mesela :p )

Ben şimdi bu emektar emzirme yastığını ne yapacağım ?

O yastığın üstünde neler olmadı ki ! Kan da damladı, göz yaşı da…Duman’ın ilk ve en favori yatağıydı, içinde kayboluyordu neredeyse…

Öte yandan, örneğin 2 yaşına kadar filan emzirmek istemediğimi de gayet iyi biliyordum. Yani aslında öyle hayal kırıklığına filan uğramadım. Sadece bir tuhaf oldum.

Hani bu evin küçüğü ya…Hep bebek kalacakmış, hep emzirecekmişim ve bundan sonra da hep bebekli olacakmışım gibi geliyor, doğduğundan beri…Sanırım ilüzyonların en büyüğü bu olsa gerek.

Son çocukların kaderi bu olsa gerek herhalde ? Abi ve ablalar yeteri kadar hızlı büyümedikleri için, kardeşler de hep çok hızlı büyüdüğü için iç geçirmiyor muyuz genelde?

Ay şiştim…

Kahvenin içine biraz da Baileys’mi katsam ne 🙂