Çocuklar

2,5-3 yaş civarında bunları öğretin, 10’lu yaşlara kadar rahat edin…

Tesadüfen değil, üzerinde çalışarak, ödün vermeyerek, karşılıklı inatlaşarak Ege’yle bebekliğinden beri kurduğumuz dengelerin meyvelerini uzun yıllar topladık. Sadece ben değil, Ege’nin yakın çevresi, öğretmenleri de onda oluşmuş bu zemine ekleyerek, davranış problemi olmayan, neyin ne olduğunu ve nerede duracağını bilen bir çocuk olmasını sağladılar.

Şimdi 2. turdayım, bildiğiniz gibi 🙂  Duman gibi; Ege’den bambaşka bir karaktere sahip bir çocuğu da aynı zemine sahip bir şekilde büyütmek istiyoruz. Bunun için, eski yaptıklarımı gözden geçirmek istedim; hazır bunu yaparken de paylaşayım dedim :

  • Şikayet : Anaokuluna başlar başlamaz, şikayetler başlıyor. Arkadaşları şikayet, öğretmeni şikayet…Her seferinde ısrarla, “Ben şikayet dinlemiyorum…” dedim Ege’ye…Uzun bir zaman denedi evet, ama sonunda vazgeçti. Duman’ın doğasında şikayet şimdiden var, görebiliyorum 🙂 Onunla da daha uzun ve kıvrımlı bir yol şüphesiz bizi bekliyor…
  • Hayır’, ‘Hayır demek : Bir ebeveynin kendine ve kulaklarına yapabileceği en büyük sabotaj nedir diye sorarsanız, bence önce ‘Hayır’ dediğiniz şeye, sonradan ‘Evet’ demek. Ağlasa da, höykürse de, pes etmeyin. Yoksa sonuçları uzun yıllar çekersiniz. Bir kere bile fire verseniz, bu size karşı her seferinde kullanılacak, unutmayın.
  • Pazarlığı olmayan konular:  Uyku saati, tabaktaki yemek, yemeğin bitip bitmemesi…Daha ilerde parktan eve geliş saati…Diğer konular tartışılabilir, değişebilir. Ama bunlar tartışmaya açık konular hiç olmadı. (Darısı Dumdum’un başına)
  • Ağlayarak istersen olmaz : Olabilecek bir şeyi Ege baştan ağlayarak istediğinde, hiç bir zaman yapmadım. Niye olduğunu da her seferinde açıkladım.
  • Negatif davranış ilgi-alaka görmez: Okuduğum onca kitap ve gözlemlerim, negatif davranışların (ağlama, tutturma, vurma-kırma, kendine zarar verme eğilimi, vb) dikkat çekmek için olduğunu gösterdi bana. Kendine zarar verme durumlarının dışında, her seferinde o ortamdan kendimi çekip çıkardım. En zor öğrendikleri durumlardan biri bu olsa gerek…Zamanla bu alışkanlıkları, (eğer ilgi görmezse )köreliyor.
  • Bir müsibet, bin nasihattan iyidir…” : Bu bilinçli yaptığım bir şey değildi, itiraf ediyorum. Ege 3 yaşına yaklaşıyordu ve ‘Terrible Two’ dönemini hala yaşamaktaydık. Öğleden sonra, Nemo filmini üst üste defalarca izlediği halde yatma saati geldiğinde yeniden izlemekte ısrar etti. Ağladı, bağırdı, yerlerde yuvarlandı…Şimdi sustu, susuyor derken aradan 45 dakika geçmişti…Bana geldiler ve CD’yi camdan aşağı atıverdim…Yaptığım doğru demiyorum ama ondan sonra Ege’nin bir şey için öyle tutturduğunu görmedim. Tabii ertesi gün gidip yeni Nemo aldık 🙂
  • Oyuncaktan inme zamanı : Hoşuna gitsin, eğlensin diye götür, jeton al…Gitme zamanı geldiğinde kan gövdeyi götürsün. Son 5’ten geriye sayarak, yine geleceğimizi söyleyerek, ve kalan jetonları göstererek bu fecahatin önüne geçebilmiştik.
  • Oyuncakçıdan bir şey almadan çıkma egzersizi : Bu da önemli…Çoğu zaman kapıdan içeri girdiğimizde, “Bu kez bir şey almayacağız…” diye uyarırdım, Ege’yi…Bir kez almadık, bir kez aldık…Böyle böyle, Ege hiçbir zaman kaptığı oyuncakla yerde böğürmedi…

Yazının başlığını, ‘Ege’de yaptıklarım, Duman’da umduklarım…’ diye değiştirsem mi diye düşünmedim değil 🙂

Ama…Durmak yok, yola devam 😀